Üniversite 1. sınıfın sonunda okumaya niyetlendiğim ve ancak okuyabildiğim bir kitap "Sineklerin Tanrısı". Bazen iyi ki okumayı ertelemişim dediğim kitaplar oluyor; ama Golding'ing kitabı bunlardan değil. Çocukları her zaman sevimli, iyilik meleği giib görürüz, oysa bu kitap onların da birer birey olduğunu; ruhlarında kötülük ve iyiliği aynı anda taşıdıklarını okuyanın yüzüne çarpıyor. Bazen biri baskın oluyor insanın ruhunda bazen diğeri. Issız bir adaya düşen çocuklar da Ralph ve Jack arasındaki iktidar mücadelesinde tuttukları/değiştirdikleri saflara göre iyi olma ve kötü olma konusunda; insan olma ve vahşi olma konusunda tercihlerini ortaya koyuyorlar. Ralph, Domuzcuk, Simon, Eric ve Sam iyileri safını oluştururken Jack ve Roger vahşiler/kötüler safnı oluşturuyor.
Adada yaşama ve adadan kurtulma mücadelesi içinde tüm çocukların elele verip çalıştıklarını görmüyoruz bu kitapta. Tembellik, canilik, vahşilik iyiler safını oluşturanların dışındakilere daha cazip geliyor. Jack'in yanına geçtikleri andan itibaren içlerindeki kötülük ortaya çıkıyor. Öldürme arzusu ve güçlü olanın yanında olma dürtüsü galip geliyor bu defa. Öyle bir hal alıyor ki bu durum adada iki çocuğun öldürülmesine sebep oluyor.
Kitabın en acıklı yanı ,belki de beni en çok etkileyen kısmı, iyiliğin bir örneği olan Simon ile, akıllı ama çekingen, dalga geçilen Domuzcuk'un ölümü oldu. İnsana iyilerin/mantıklıların kaybetmeye mahkum olduğunu düşündürdü bu bana.
Ralph'in ölümden kutulmya çalışırken adadaki çocukları kurtarmaya gelen subayla karşılaşması ve subayın tüm olanları bir oyundan ibaret sanması gerçekten ironikti.
Adadaki herkesin erkek oluşu, ya da kız çocuklardan hiç söz edilmeyişi dikkatimi çekti. Belki bu acımasız ada hayatına uygun görülmedi narin kız çocukları...
Golding'in öğretmenlik ve okul müdürlüğü yapması çocukları iyi tanımasına, onların da büyükler gibi birer birey oldukları kanaatine varmasına sebep olarak gösterilebilir. Çocuklardan hareketle insanların üzerindeki kurallar/baskılar kalktığında yaptıklarını/yapabileceklerini anlatma konuusndaki başarısı asla yadsınamaz.


